|
|
 |
BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU
Geleneksel süsleme sanatıyla halk sanatının zengin motiflerinden yola çıkarak özgün bir yoruma ulaşan ressam ve şairdir.
Öğrencilik yıllarında resim öğretmeni Zeki Kocamemi’nin ilgisiyle resme yönelmiştir.İbrahim Çallı’nın öğrencisi olmuştur.1931’de diplomasını almadan Akademi’den ayrılarak Fransa’ya gidip Dijon ve Lyon’da çeşitli özel atölyelerde çalışmıştır.1933’te Londra’ya gitmiş,aynı yıl Türkiye’ye dönmüştür.1936’da daha önce yarım bıraktığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin diploma sınavına girip Hamam adlı resmi ile birinci olarak diplomasını almıştır.Çeşitli dergilere sanat ve estetik konularında düzenli yazılar yazmıştır.
Şiir yazmaya lise yıllarında başlamıştır.İlk ürünleri 1932’den sonra Varlık,Yeditepe,Ses,İnsan gibi dergilerde çıkmıştır.1941’de Yaradana Mektuplar’la başlayarak Karadut (1948) Tuz (1952) Üçü Birden (1953) Dördü Birden (1956) Dol Karabakır Dol (1974) gibi birçok şiir kitabı yayınlanmıştır.Şiirlerinde de resim çalışmalarına paralel bir anlayışla halk edebiyatının zengin motiflerinden esinlenmiştir.
Eyüpoğlu 1940’dan başlayarak bütün sanat yaşamı boyunca resim çalışmalarına paralel bir anlayışla duvar resimleri,kabartmalar ve mozaik panolar yapmayı da sürdürmüştür.Harbiye’de Hilton Oteli’ndeki duvar resimleri,1959’da Paris’teki NATO Merkezi için yaptığı bugün Brüksel’de bulunan 50 m’lik mozaik pano bu çalışmalardan bazılarıdır.
Eyüpoğlu’nun ayrıca Canım Anadolu (1953), Tezek (1975), Deli Fişek (1975) adlı gezi,Nazmi Ziya (1937) adlı monografi kitapları,ölümünden sonra yayınlanmış Yaşadım (1977) adlı şiir ve Resme Başlarken (1977) adlı deneme kitapları vardır.Ayrıca çeşitli resim ve çizimleri Binbir Bedros (1977) Karadut (1979) ve Babatomiler adlı albümlerde toplanmıştır.
Eserleri
ŞİİR
1944 Yaradana Mektuplar
1948 Karadut
1952 Tuz
1953 Üçü Birden (ilk kitaplarının ikinci baskısı)
1956 Dördü birden (yeni eklemelerle yeni baskı)
Karadut 69 (yeni eklemelerle bütün kitapları),
1974 Dol Karabakır Dol
1977 Yaşadım
Kitap olarak yayınlanmış gezi notları da vardır.
OĞLUM MEHMEDE
Meyvelerimizi Takdim Ederim
İşte armutlarımız çırılçıplak
Ne avret mahallerinde yaprak
Ne de kendilerini verirken naz ederler
Üç aylık sabinin gülüşü
Yağmurun kendiliğinden dökülüşü gibi
Herşeylerini verirler
Yabana atma meyvelerin şehvetini tosunum
Şehvetle nur
Yalnız meyvelerin cennetinde
Haşrüneşr olur
Dalından ayrılan meyveye kulak ver
Hâlâ içerisinde toprağın uğultusu
Ve için için akan serin çeşmeler.
Isır meyveleri tosunum birer birer
İnsanoğlu cennetlerin en güzeline
Meyveleri ısırarak girer.
Oğlum Mehmede meyvelerimizi takdim ederim
Dilerim Allahtan
Meyve ağaçları sıralansın ömrün boyunca
Hazzın biri tükenmeden
Öteki yansın dallarda alev alev
Ve rüyalarına salkımların buğusu dolsun
Cürmün çağla taşlamaktan
Yaran böğürtlen dikenlerinden
Ölümün ağulu dutlardan olsun.
Yaradana Mektuplar
SEVİNSİN
Aldık nasibimizi hüzünden
İşte geldik gidiyoruz sevinsin
Halbuki ne güzel başlamıştı hikâye
Şerbet gibi bir gök üstümüzde.
Ve bütün lezzetleriyle toprak
Gözümüzde nur, dizimizde takat
On parmağında on hüner vardı
Biz onun sevgili kulları.
Dünyasını âbad eyledik
Bir can verdi bize bin alır
Gideriz gözümüz arkada kalır
Sevinsin
Açın kapıları açın
Gidin haber verin meleklere
Can çekişip durmasın beyhude yere
Elbet bir tutam ot biter üstümüzde
Mezarına göre ayağını uzatır ölülerimiz. |
|
 |
|
|
|
|